16 Ağustos 2013 Cuma

Çilingir Sofrası... Metin ELOĞLU

ÇİLİNGİR SOFRASI

Bu zıkkımın yanında
Arnavut ciğeri ister, bir.
Çiroz salatası ister, iki.
Cacık ister, üç.

Adalet, müsavat, hürriyet demeye
Sadece yürek ister.

Metin Eloğlu

15 Ağustos 2013 Perşembe

Ömür Törpüsü... Metin ELOĞLU

ÖMÜR TÖRPÜSÜ

Yaşamak istiyorum
Yaşamak istiyorsun
Yaşamak istiyor

Böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum.
Ama böyle dünya olur mu?
Böyle barış olur mu?
Böyle hürriyet olur mu?
Böyle kardeşlik olur mu?
Biliyorum ki, katlanıver, diyeceksin;
Ama böyle yaşamak olur mu!

Metin ELOĞLU



12 Ağustos 2013 Pazartesi

Can Baba'ya saygıyla... Martılar ki

Martılar ki

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin

Can Yücel

Fotoğraflar: TÖÇ









5 Ağustos 2013 Pazartesi

Roger Waters geçti İstanbul'dan




Konserin duyurusu ilk yapıldığında, kaçmaz bu konser diyordum. Ne de olsa yaklaşık 30 yıldır tanıdığım ve sevdiğim bir grubun beyniydi. Pink Floyd'u da Roger Waters'u da severek ve tüm albümlerini toplayarak büyümüştüm üstelik. Konser anı yaklaştıkça üzerime çöken ataletin de katkısıyla bilet almamıştım ve gitmeme düşüncesindeyim. İlk olarak İzmir'den yakın bir arkadaşım aradı konserden yaklaşık on gün önce ve ben geliyorum görüşelim dedi. Dedim durumum belirsiz. Günler birbirini kovaladı ve konserden bir gün önce bir başka arkadaşım aradı geliyorsun değil mi dedi, belli değil ararım dedim. Derken konser saatleri yaklaştı ve sevgili oğlumun ve yeğenimin hadi sen git diyerek beni zorlamaları ile harekete geçtim. Facebook duvarıma yazdım gidiyorum diye, yazımı gören arkadaşım aradı buluşalım diye. Bu arada ben hala biletsizim, İstinye Park'a gittim bilet almaya, yaklaşık 30 dakikalık kuyruk beklemesi sonucu biletimi aldım saha içinden. Cem ile buluştuk Levent'te ve tıklım tıklım dolu bir metro ile ulaştık İTÜ-Ayazağa durağına. İndik yürümeye başladık stadyuma, yine konser için İzmir'den gelen yakın bir arkadaşımla görüştük sahaya girmeden önce, devam ettik girdik sahaya, sahneyi sol çaprazdan gören ve yakın bir noktada beklemeye başladık ustayı. Beklerken başladık selam vermeye Taksim'e, izleyiciler hep bir ağızdan bağırdı beklerken ''Her yer Taksim, her yer direniş'' diye. Dakikalar kala Imagine duyuldu kabinlerden ve selam durdu herkes John Lennon'a, ben de omuzumdaki Imagine dövmeme dokundum dinlerken. Kalabalık her geçen dakika artıyordu. Saatler sanırım 21.00'i gösteriyordu ki başladı Roger Waters ve ekibi. Merak edenler için Playlist'in linkini paylaşıyorum.

http://www.setlist.fm/setlist/roger-waters/2013/itu-ayazaga-kampusu-maslak-istanbul-turkey-63c6e6e3.html

İzleyici-dinleyiciler coşmuştuk sahneye çıkışla birlikte. Gündüz haberi düşmüştü duvara yansıtılacak isimler kimler olacak Türkiye'den kimler var diye ve Adnan Menderes, Hrant Dink, Uğur Mumcu adlarını öğrenmiştim. Menderes neden diye de düşünmeden edememiştim.

Sabırsızca ''Gezi''ye selam durmasını bekliyordum, Türkçe konuşmaya başladı. Tamam geliyor dedim ama gelmedi o an. Tam umudu kesmiştim ki bir anda ''devlet terörü, ölenlere adıyorum dedi ve bu çocuklara alkış istiyorum diyerek Gezi olaylarında canını yitirenlerin resimleri ve isimleri yansıtıldı duvara.

 http://www.youtube.com/watch?v=w8IvkmQTZmA

Canlarımıza saygıyı atlamamıştı büyük usta. Bu arada bir çelişkiden de bahsetmek istiyorum; Garanti Bankası sponsorlardan biriydi. Hani haberlerde pembe tablolar çizen, gizleyen olan biteni, zorunda kalınca da çarpıtan ve on yılda nice değerli çalışanını harcayan NTV'nin bağlı olduğu gurubun bankası. Can verenleri göstermekten kaçınan patronun sponsorluğunda canlarımız anıldı saygıyla. Öte yandan asıl sponsor bizdik. Hem paramızla girmiştik içeri ki saha içi biletler en ucuzu olup ve 150 TL idi, tıklım tıklım da doluydu her yer. Ayrıca Garanti'yi Garanti yapan, NTV'yi NTV yapan da biz değil miyiz? Bizim paramızla çarklarını döndürmüyorlar mı? Biber gazının, TOMA'nın sponsoru da biz değil miyiz? Vergilerimizi son kuruşuna kadar geri almadık mı ilaçlı su ve gaz yoluyla. Vergilerimizle yitmedi mi canlarımız? Duvara yansıyınca resimler yine başladık bağırmaya, her yer Taksim her yer direniş, bu daha başlangıç mücadeleye devam diye. Bekledik biber gazı TOMA vs ama hepsi Silivri'yolunda olduğundan boşa çıktı beklentimiz. Konser ya da gösteri mi demeli sürüyordu tüm hızıyla. Bu arada duvarın boşlukları dolduruluyordu sürekli, sahne kapatılıyordu duvarla, örülüyordu duvarın kalan kısmı. Sanki The Wall filminin tiyatrosunu izliyor gibi hissettim. 1989'a gittim Sevgili Ali ile tanışmamıza neden olan The Wall'u izleme çabamıza ve ilk çabamızın teknik nedenlerle gösterimin ertelenmesi sonucu güzel bir dostluğu başlatmasına gittim bir yandan ve Ali'yi de andım konser sırasında keşke İstanbul'da olsaydı da beraber gelseydik dedim. İnciraltı yurt günlerimi düşündüm, eve çıkma kararımı, çıkışımı, öğrencilik yıllarımı. Özlemişim...
''Hey teachers'' diye bağırdık, sevgili oğlumu düşündüm. Çocuklarımızın okulu sevmemeleri için neler yaptığımızı düşündüm bizim, oy verdiklerimizin ve vermediklerimizin. 1979'da yazılan şarkı 2013 Türkiye'sinin gerçeği halinde değil mi bir çok yönüyle?
Konser süresince zaman zaman sloganlar yükseldi, ne konserin havası bozuldu, ne de eğlenceye çevrildi. Her şey dozundaydı.
Saat 23.30 civarında konser bitti ve bir açık hava konserinin tahliyesinin ne kadar zorlaştırılabileceğini yaşattılar bize. Tam bir saatte çıkabildik kampüs dışına. Sahadan çıkmamız da yaklaşık 40 dakika aldı. Bu bir saati yürüyerek geçirdik, neyse ki araba ile gelmemiştik, onların durumu daha da içler acısıydı çünkü.
İyi ki gelmişsin Roger Waters, iyi ki aramışsınız arkadaşlarım hadi diye, iyi ki zorlamışsınız sevgili oğlum ve yeğenim. İyi etmişim gitmişim, konserden konsere görüştüğümüz kuzenimle de görüştük uzun bir aradan sonra...
Konser bu gece olsaydı Silivri'ye de selam dururdu Roger Usta...
Bu günün düşündürdükleri (5 Ağustos 2013 ) : Halkın tamamına vereceksin müebbeti, herkes rahatlayacak!!!
Sevgiyle, adaletle, barışla...
Taylanca

Fotoğraflar: TÖÇ



























30 Temmuz 2013 Salı

Gezi/nimlerim 29 Temmuz 2013

Uzunca bir aradan sonra 29 Temmuz'da gittim Taksim'e. Hem de sevgili oğlumla ve yeğenimle birlikte... Anlattık oğluma Taksim'de neler oldu? Gezi'de neler yaşandı.
Metrodan çıkışı Tünel'den yaptık. İstiklal caddesi boyunca konuşa konuşa yürüdük, sorularını yanıtladık. Mis Sokak'ta mola verdik ve İnci Profiterol'ün yeni yerinde profiterol yedik. Malum İnci Profiterol'ün eski ve yıllardır durduğu mekan ranta kurban gitmiş ve bu simge mekan yerinden edilmişti, dolayısıyla uğramadan geçilmezdi. Dilimiz döndüğünce anlattık oğluma İnci'yi de.
İstşklal Caddesi boyunca yürürken ''Yeryüzü İftar Sofrasına'' davet edildik. Tok olduğumuz için teşekkür ederek devam ettik. Hani daha iki gün önce TOMA ve biber gazıyla dağıtılan iftar sofrası var ya işte o sofradan davet aldık. Yerde yasaklanan ancak şatafatlı masalarda Beyoğlu Belediyesi tarafından başka yerlerde verilen iftarın ''HALK'a açık olanıydı bu yeryüzünde olan ve müdahale edilen.
Gezi'ye yenileme sonrası ilk kez gittim. Açıkçası içim burkuldu. Çiçekler dikilmiş, yaşanan her şeyin izi silinmeye çalışılmış. Çalışılmış diyorum çünkü silinemez bazı anılar. Gezi'de başlayan ve tüm ülke yüzeyinde günlerce, gecelerce süren eylemler tüm engelleme ve cadı avına karşın yeni başlamış gibi sürüyor her ortamda. Gezi'de de Gezi için canlarını yitirenler için simgesel mezar taşları yapılmış. Yine polis müdahaleleri ile kaldırılıp, kaldırıldıkça yerine konulan taşları ziyaret ettik ve andık saygıyla canları.
Taksim gezimiz Tünel'de başlayıp, Gezi Parkı istasyonundan metroya giriş ile son buldu. Metroda da burukluk sürdü. Her gece tıklım tıklım olan metro, coşku ile dolu olan metro boştu ve bir de vagonlarda yer alan gerçekten çok tuhaf ve özür dilenmesi gereken bir afiş ile can sıkıcı idi.

14 Temmuz 2013 Pazar

TÜRKİYE, ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUM

TÜRKİYE, ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUM
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Boynu bükük ay çiçeği
Şiirin ve aşkın geleceği

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Dağ rüzgarı, portakal balı
Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yazgısı kara yazılmış gelin
Kurumuş sütü memelerinin

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Harlı bir ateş gibi derinde yanan
Haramilerin elinde bulunan

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Güngörmüş, bilge toprağım
Yunus, Pir Sultan ve Nazım

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Bozlat, ağıt, halay ve zeybek
Dumanı üstünde ekmek

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yüzü kırış kırış anam
Ağlayan narım, gülen ayvam

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Asmaların üstünde gün ışığı
En güzel geleceğin yakışığı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Zinciri altında kımıldayan
Bitecek sanıldığı yerde başlayan

Ataol BEHRAMOĞLU
 

12 Temmuz 2013 Cuma

Han-ı Yağma... Tevfik Fikret'ten




Han-ı Yağma


Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayatıdır
Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var
Bu sofra iltifatınızdan işte ab ü tab umar
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı can-feza sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin






Tevfik Fikret