barış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2014 Pazartesi

BARIŞ... Yannis Ritsos

BARIŞ
 
Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
 
Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.
 
Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
barış budur işte.
 
Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.
 
Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
                                     gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! -  diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.
 
Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.
 
Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
                                                             kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.
 
Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.
 
Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.
 
Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren, barıştır işte.
 
Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.

Yannis RITSOS
Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU

15 Ağustos 2013 Perşembe

Ömür Törpüsü... Metin ELOĞLU

ÖMÜR TÖRPÜSÜ

Yaşamak istiyorum
Yaşamak istiyorsun
Yaşamak istiyor

Böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum.
Ama böyle dünya olur mu?
Böyle barış olur mu?
Böyle hürriyet olur mu?
Böyle kardeşlik olur mu?
Biliyorum ki, katlanıver, diyeceksin;
Ama böyle yaşamak olur mu!

Metin ELOĞLU



5 Ağustos 2013 Pazartesi

Roger Waters geçti İstanbul'dan




Konserin duyurusu ilk yapıldığında, kaçmaz bu konser diyordum. Ne de olsa yaklaşık 30 yıldır tanıdığım ve sevdiğim bir grubun beyniydi. Pink Floyd'u da Roger Waters'u da severek ve tüm albümlerini toplayarak büyümüştüm üstelik. Konser anı yaklaştıkça üzerime çöken ataletin de katkısıyla bilet almamıştım ve gitmeme düşüncesindeyim. İlk olarak İzmir'den yakın bir arkadaşım aradı konserden yaklaşık on gün önce ve ben geliyorum görüşelim dedi. Dedim durumum belirsiz. Günler birbirini kovaladı ve konserden bir gün önce bir başka arkadaşım aradı geliyorsun değil mi dedi, belli değil ararım dedim. Derken konser saatleri yaklaştı ve sevgili oğlumun ve yeğenimin hadi sen git diyerek beni zorlamaları ile harekete geçtim. Facebook duvarıma yazdım gidiyorum diye, yazımı gören arkadaşım aradı buluşalım diye. Bu arada ben hala biletsizim, İstinye Park'a gittim bilet almaya, yaklaşık 30 dakikalık kuyruk beklemesi sonucu biletimi aldım saha içinden. Cem ile buluştuk Levent'te ve tıklım tıklım dolu bir metro ile ulaştık İTÜ-Ayazağa durağına. İndik yürümeye başladık stadyuma, yine konser için İzmir'den gelen yakın bir arkadaşımla görüştük sahaya girmeden önce, devam ettik girdik sahaya, sahneyi sol çaprazdan gören ve yakın bir noktada beklemeye başladık ustayı. Beklerken başladık selam vermeye Taksim'e, izleyiciler hep bir ağızdan bağırdı beklerken ''Her yer Taksim, her yer direniş'' diye. Dakikalar kala Imagine duyuldu kabinlerden ve selam durdu herkes John Lennon'a, ben de omuzumdaki Imagine dövmeme dokundum dinlerken. Kalabalık her geçen dakika artıyordu. Saatler sanırım 21.00'i gösteriyordu ki başladı Roger Waters ve ekibi. Merak edenler için Playlist'in linkini paylaşıyorum.

http://www.setlist.fm/setlist/roger-waters/2013/itu-ayazaga-kampusu-maslak-istanbul-turkey-63c6e6e3.html

İzleyici-dinleyiciler coşmuştuk sahneye çıkışla birlikte. Gündüz haberi düşmüştü duvara yansıtılacak isimler kimler olacak Türkiye'den kimler var diye ve Adnan Menderes, Hrant Dink, Uğur Mumcu adlarını öğrenmiştim. Menderes neden diye de düşünmeden edememiştim.

Sabırsızca ''Gezi''ye selam durmasını bekliyordum, Türkçe konuşmaya başladı. Tamam geliyor dedim ama gelmedi o an. Tam umudu kesmiştim ki bir anda ''devlet terörü, ölenlere adıyorum dedi ve bu çocuklara alkış istiyorum diyerek Gezi olaylarında canını yitirenlerin resimleri ve isimleri yansıtıldı duvara.

 http://www.youtube.com/watch?v=w8IvkmQTZmA

Canlarımıza saygıyı atlamamıştı büyük usta. Bu arada bir çelişkiden de bahsetmek istiyorum; Garanti Bankası sponsorlardan biriydi. Hani haberlerde pembe tablolar çizen, gizleyen olan biteni, zorunda kalınca da çarpıtan ve on yılda nice değerli çalışanını harcayan NTV'nin bağlı olduğu gurubun bankası. Can verenleri göstermekten kaçınan patronun sponsorluğunda canlarımız anıldı saygıyla. Öte yandan asıl sponsor bizdik. Hem paramızla girmiştik içeri ki saha içi biletler en ucuzu olup ve 150 TL idi, tıklım tıklım da doluydu her yer. Ayrıca Garanti'yi Garanti yapan, NTV'yi NTV yapan da biz değil miyiz? Bizim paramızla çarklarını döndürmüyorlar mı? Biber gazının, TOMA'nın sponsoru da biz değil miyiz? Vergilerimizi son kuruşuna kadar geri almadık mı ilaçlı su ve gaz yoluyla. Vergilerimizle yitmedi mi canlarımız? Duvara yansıyınca resimler yine başladık bağırmaya, her yer Taksim her yer direniş, bu daha başlangıç mücadeleye devam diye. Bekledik biber gazı TOMA vs ama hepsi Silivri'yolunda olduğundan boşa çıktı beklentimiz. Konser ya da gösteri mi demeli sürüyordu tüm hızıyla. Bu arada duvarın boşlukları dolduruluyordu sürekli, sahne kapatılıyordu duvarla, örülüyordu duvarın kalan kısmı. Sanki The Wall filminin tiyatrosunu izliyor gibi hissettim. 1989'a gittim Sevgili Ali ile tanışmamıza neden olan The Wall'u izleme çabamıza ve ilk çabamızın teknik nedenlerle gösterimin ertelenmesi sonucu güzel bir dostluğu başlatmasına gittim bir yandan ve Ali'yi de andım konser sırasında keşke İstanbul'da olsaydı da beraber gelseydik dedim. İnciraltı yurt günlerimi düşündüm, eve çıkma kararımı, çıkışımı, öğrencilik yıllarımı. Özlemişim...
''Hey teachers'' diye bağırdık, sevgili oğlumu düşündüm. Çocuklarımızın okulu sevmemeleri için neler yaptığımızı düşündüm bizim, oy verdiklerimizin ve vermediklerimizin. 1979'da yazılan şarkı 2013 Türkiye'sinin gerçeği halinde değil mi bir çok yönüyle?
Konser süresince zaman zaman sloganlar yükseldi, ne konserin havası bozuldu, ne de eğlenceye çevrildi. Her şey dozundaydı.
Saat 23.30 civarında konser bitti ve bir açık hava konserinin tahliyesinin ne kadar zorlaştırılabileceğini yaşattılar bize. Tam bir saatte çıkabildik kampüs dışına. Sahadan çıkmamız da yaklaşık 40 dakika aldı. Bu bir saati yürüyerek geçirdik, neyse ki araba ile gelmemiştik, onların durumu daha da içler acısıydı çünkü.
İyi ki gelmişsin Roger Waters, iyi ki aramışsınız arkadaşlarım hadi diye, iyi ki zorlamışsınız sevgili oğlum ve yeğenim. İyi etmişim gitmişim, konserden konsere görüştüğümüz kuzenimle de görüştük uzun bir aradan sonra...
Konser bu gece olsaydı Silivri'ye de selam dururdu Roger Usta...
Bu günün düşündürdükleri (5 Ağustos 2013 ) : Halkın tamamına vereceksin müebbeti, herkes rahatlayacak!!!
Sevgiyle, adaletle, barışla...
Taylanca

Fotoğraflar: TÖÇ