Martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Can Baba'ya saygıyla... Martılar ki

Martılar ki

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin

Can Yücel

Fotoğraflar: TÖÇ









24 Mayıs 2013 Cuma

Ahmet Telli... Konuğum Ol...

KONUĞUM OL

Bir akşam konuğum ol
oturup konuşalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
uzatalım geceyi biraz

Geçmişe bir el sallayıp
yaşanan günleri konuşalım
ve günlerin üstüne çöken
dumanlı, isli havaları

Kendimize daha az zaman
ayırsak da olur geceden
Çünkü boğulabilir insan
yalnız kendini düşünmekten

Kapağı açılmayan kitaplar
unutulmuş aşklar gibidir
Kitaplardan söz edelim
ve onların gizli kalmış
sessiz tadlarından

Sabaha doğru perdeyi
aralayıp ufka bakalım
ve bir çocuk gibi
hayretle seyredelim
güneşin kızıllığını


Konuşulmadan kalan
daha çok şey vardı
diye düşünerek çıkalım
güneşle kucaklaşan balkona
— Üşütmesin sabah serinliği

Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda

Konuğum ol, oturup
konuşalım bir akşam
ve uzatalım geceyi
sözün çubuğunu yakarak

Ahmet Telli

 Fotoğraflar: Taylan Özgür ÇELİK


24 Ocak 2013 Perşembe

Martı olmak

Martı olmak, Jonathan Livingstone olmak
Üniversite yıllarında kuşağımın neredeyse tamamın baş ucu kitabı olan Martı'yı bir kaç kez okudum, severek okudum. Martıları seviyor olmamdan olsa gerek Martı Jonathan'ı da çok sevdim. Özgürlük tutkusu hep var oldu ben de adımda yer aldığı gibi.
''Bütün martıların amacı uçmak değil yemek bulmak iken, Jonathan'ın amacı uçmak ve yeni şeyler öğrenmektir. Bu nedenle de sürüdeki diğer martılar tarafından dışlanmıştır.''
Geçtiğimiz hafta Beşiktaş'tan Kadıköy'e geçmek üzere vapura bindim ki çok sevdiğim vapur yolculuğunu son aylarda yapabilir oldum. Hava serindi serin olmasına ama engelleyemedi benim dışarıda oturup boğazın olağanüstü sunumunu izlememi. Martılara bizim oraların deyimiyle gevrek  atmayı çok istememe karşın yemeye başlayıp da yarım bıraktığım simit olmadığı için yine besleyemeyecektim sevgili martı arkadaşlarımı. Neyse ki bu kez bir beyefendi hazırlıklı gelmişti. Elinde taşıdığı poşette iki adet ekmek vardı ve tek amacı martıları beslemekti. Vapur hareket etmeden başladı martıları ekmeğin çevresinde toplamaya. Ekmekten her bir parçacık koparıp havaya attığında bir martı kapıveriyordu çığlıklar içerisinde. Kazara denize düşecek olursa da orada suyun içinde bekleyen martılardan birine gidiyordu ekmek parçası ya da havadan hızla pike yapan bir martının gagaları arasında yok oluyordu. Yeni ekmek parçası yeni şans diyerek martılar vapurumuzun hareketine paralel olarak bizimle uçmaya başladılar yine çığlıklar içerisinde. Poşette iki ekmek vardı ve Kadıköy'e kadar yetirecek şekilde çalışıyordu ekmeklerin geçici sahibi ya da diğer bir deyişle martıların yemek servisini yapan kişi.
Beşiktaş'tan Kadıköy'e kadar atılacak ekmeklerin peşinden koşarcasına uçtu martılar, gözleri ekmekte olarak, çığlıklarla yarıştılar kapmak için bir lokma ekmeği. Bilmem ölçülebilir mi Beşiktaş Kadıköy arasında uçarak harcadıkları enerjinin karşılığını ekmeklerle alabildiler mi ya da değdi mi balık avlamak yerine ekmeğin peşinde Kadıköy'e kadar kanat çırpmaları. Ne de olsa Jonathan Livingstone gibi uçmak ya da yeni şeyler öğrenmek amacıyla gelmediler bizimle. Aralarında Jonathan'ın arkadaşları var mıydı bilmiyorum ancak bu ekmek peşinde çığlıklarla uçan martılar bende bazı çağrışımlar oluşmasına yol açtı.
Martıların bu yolculuğu bazı insanların karın doyurma yolculuklarını çağrıştırdı; karın doyurmak için karınlarını doyuran kişilere koşulsuz, sorgusuz bağlanan insanları çağrıştırdı. Bir farkla;
Martılar uçabilme yetenekleri ile hızla  yön değiştirerek özgürleşmeyi seçebilirlerken, insanlar uçamamakta ve özgürlüklerini yitirmekte...
Sevgiyle
Taylanca

Fotoğraflar: TÖÇ, Beşiktaş-Kadıköy Vapuru