1 Kasım 2012 Perşembe

''Kırmızı Burun''la yeni bir yaşam...



Üniversiteyi bitirdikten sonra askerlik şartı aramayan işlerde çalıştım. Bunlardan biri, Seferihisar'daki Club Teos Tatil Köyü'ndeki DJ'lik idi. DJ'lik yapmaya başladıktan sonra oluşan zorunluluk (!) nedeniyle animatörlük de yapmaya başladım. İşte orada tanıştım Hakan Yavaş ile... Ne bileyim ben yıllar sonra yollarımız yeniden kesişecek ve bana animatörlüğün temellerini öğrettikten sonra ''Clown Felsefesi''nin de temellerini o öğretecek.Yanılmıyorsam 1994'tü Avusturya'ya doktora yapmaya gidişi ki benim de Teos'taki ikinci sezonumdu. Dedim ya animatörlüğe Hakan ile adım attım 1994'te, 2011'de de''Kırmızı Burun''la girdi yaşamıma. Tam beş ay boyunca hafta sonlarımızı verdik yedi kişi bu ''Kırmızı Burun'' nasıl takılırı öğrenmek için. Biz beş ay boyunca her hafta sonumuzu verdik derken hocamıza haksızlık yapmayalım, bizim gitmediğimiz  zamanlar oldu ama onun olmadı. Kolay değildi Türkiye'nin ''İlk Palyaço/Clown Okulu''nun öğrencileri olmak da öğreteni olmak da...
Her hafta sonu taktık kırmızı burunlarımızı palyaçoluğun felsefesini öğrenmeye çalıştık. Palyaço deyince ne yazık ki usumuza ve düşümüze. Hamdi Alkan'ın tuhaf tiplemesi ve sokaklarda gördüğümüz kötü örnekleri yüzünden pek iyi şeyler gelmiyor. Hocamız da bu nedenle palyaço yerine clown sözcüğünü kullanmayı tercih ediyor. Her ikisi de yabancı sözcükler olmakla birlikte bende de sahip olduğu kötü imajı değişecekmiş gibi palyaço sözcüğünü kullanmak daha ağır bastı, basıyor.
İlk dersimizden son dersimize kadar kırmızı tuttuk burunlarımızı. Yoğun çalıştık ama hep güldük, kendimize ve birbirimize. Ne de olsa işimizin temelinde vardı gülmek ve gülümsetmek. Gülmek, gülümsemek, gülümsetmek çok büyük önem taşıyordu işimizde. Hocamızın yap dediklerini yapmaya çalıştık hep, ama kendi uyarlamamızla, herkes kendi içindeki komikle hareket etti, tabii önce içindeki komiğini ortaya çıkardı ve birlikte hareket etti. Öyle güzel işler çıktı ki ortaya, gülerek besledik birbirimizi, gülerek besledik kendimizi. Öğrendik ki gülmek ve gülümsetmek en büyük besinmiş palyaçoların ve insanların yaşamında.
Neler yaptırmadı ki hoca bize; bir dedi toz şeker olun, bir dedi çamaşır makinesi olun, bir dedi sizi en çok korkutan vahşi hayvan olun, bir dedi, su ve rüzgarla salınan yosun olun... Daha neler neler olun dedi ve oldurdu. Yeri geldi ip atladık, yeri geldi tüylerle dans ettik, ara verdik çay içtik su içtik ama hep güldük, hep güldük. Bir palyaçonun hedefi de besini de gülümse-t-me üzerine kuruluymuş ki biz de bu doğrultuda çalıştık hep.
Yedi kişiyiz demiştim Türkiye'nin ''İlk Palyaço Okulu''nun öğrencileri olarak. Oyunculardan oluşan öğrenciler içerisinde oyuncu olmayan iki kişiden biriydim. Her öğrenci adadı kendini palayaçoluğa, çalıştık çabaladık öğrenmeye...
''Kırmızı Burun''un bana öğrettiklerine gelince;
Kırmızı burunlu yaşama geçtikten sonra, daha az sinirlenir oldum. O kadar çok şey varken yaşamda bizi kızdıracak, daha az kızmayı öğrendim Gülümse-t-meyi zaten severdim, sevgimin boyutunu öğrendim. ''Yaşadıklarımdan öğrendiğim'' şeylerin yanına yeni şeyler eklemeye çalıştım bugüne dek. Yine yeni şeyler öğrendim, yenilikler kattım kendime. En büyük kazanımım ise daha fazla mutlu olmak oldu. Gülümse-t-mek çok önemli ve büyülü. Yaşam gülümsedikçe ve gülümsettikçe daha fazla anlam kazanıyor. Gülümsedikçe ve gülümsettikçe gülümsüyor insan, biz ne kadar gülümsersek dünya da bize en az o oranda gülümsüyor.

Söz yüzüklerini taktığım -ki bu taktığım ilk ve tek söz yüzüğü idi- bir kardeşim, bu kurs sonrası içime melek kaçtığını iddia etti. Bu iddiaya katılmadığımı buradan duyurmak istiyorum; melek gibi olan bir adamın içine melek kaçabilir mi? İçime kaçmaya kalkan meleği parçalarım... :) İçime melek kaçmadı ama ayaklarımı yerden kesecek kadar eğlendim eğitim sırasında ve devamında. Gülmeyi çok seven bana çok ama çok iyi geldi. Herkesin içindeki komiğini bulması daha yaşanılır kılacak dünyayı.

Gülümse-t-mesi bol günler dileğiyle
Sevgiyle
Taylanca

Meraklısına not: En üstteki fotoğraf Mehmet Yıldıztekin tarafından, üstten iki ve  üçüncü fotoğraflar da Muhsin Akgün tarafından çekildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder