| ÇOCUKÇADA BEN VARIM Ben böyle yazdım sanma Ben böyle düşündüm Başından beri Sözcükler koşuyordu Düşünmelerimin ardından Çocuklar, çocuklar gibi Bayram yerlerinde Çocuklar oynuyordu Düşlerimin içindeki Bayram yerlerinde Ben onlara Hiçbir zaman Kapalı perdeleri göstermedim Kapalı kapıları göstermedim Hiçbirini salıncağa bindirmedim Sallamadım Atlı karıncalarda döndürmedim Onlar gelişi gidiş sandırırlar Vuruşan otoları seviyorlardı onlar Çünkü hem gidiyorlardı Gidiyorken güldürüyorlardı Kafa kafaya vurduruyorlardı Gülüyorlardı Bizi kandırdıkları gibi kandırırlar Onlar Yarın oynayacakları oyunu Oyunun başını sonunu Bizlerden iyi biliyorlardı. Özdemir Asaf |
24 Ekim 2012 Çarşamba
Mutlu, sağlıklı, esenlik dolu bayramlar dilerim.
17 Ekim 2012 Çarşamba
Kimler geliyor 23. Festivale?
Efes Pilsen Blues Festival 23 Programı geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı. Festival konukları da açıklandı ve sabırsızlıkla beklemeye başladık festivali.
http://sanat.milliyet.com.tr/efes-pilsen-blues-festival-23-basliyor/muzik/haberdetay/16.10.2012/1612755/default.htm?ref=milliyet_anasayfa
15 Ekim 2012 Pazartesi
Özdemir Asaf, Çağrışımlar...
Çağrışımlar
Çok küçük bir yalanı
Çok büyük bir orantıda
Dinlediniz mi..
Çok büyük bir yalanı
Çok yalın bir doğrultuda
Söylediniz mi..
Gecikmiş bir gizlemi,
Birikmiş bir özlemi
Sakladınız mı..
Gelmeyecek bir gideni,
Olmayacak bir nedeni
Beklediniz mi..
Bir gerçeği erken,
Bir açlığı tokken
Anladınız mı..
Hep mi hep ölecekmiş gibi,
Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi
Yaşadınız mı..
yalanı sürmeye sürmeye,
Yanlışı görmeye görmeye
Saklandınız mı..
Doğruluğun yönünde,
Doğruların önünde
Aklandınız mı..
Ortamsız bir yaşamda,
Yaşamsız bir ortamda
Harcandınız mı...
Özdemir Asaf
Hayyam'dan, Fazıl Say'gıyla...
Hayyam'dan
Ben olmayınca bu güller, bu selviler yok,
Kızıl kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok,
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok;
Ben düşündükçe var dünya, ben yok, o da yok!
ÖMER HAYYAM
1042-1128
Dünya sanatçısı Fazıl Say, günün birinde twitter'da bir Hayyam dörtlüğü paylaştı ve başına gelmeyen kalmadı hatta dava bile açıldı. 18 Ekim'de de duruşması var Ç-Ağlayan'da... Yazık değil mi, tüm dünyanın kabul ettiği ama kendi toplumunun hasetlik nedeniyle düşman gördüğü ''Fazıl Say''ımıza... 18 Ekim'de Ç-Ağlayan'da...
Fazıl Say'gıyla
Sevgiyle
Taylanca
Dal goncayı bir sabah açılmış buldu,
Gül melteme bir masal deyip savruldu
Dünyada vefasızlığa bak; on günde
Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.
Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam
Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam
Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim;
Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam.
ÖMER HAYYAM
1042-1128
Etiketler:
18 Ekim,
Ben düşündükçe,
Ben olmayınca,
Çağlayan,
dünya,
Fazıl Say,
Hayyam,
sevinçler,
tasalar
9 Ekim 2012 Salı
Efes Pilsen Blues Festival 23
Sonunda beklenen an geldi ve 23. festivalin takvimi yayınlandı. 1999'dan bu yana bazılarına birden fazla kez gittiğim -ki 2009'da tam beş ayrı yerde izlemiştim- 23. festival için yaklaşık 20 gün kaldı. Şimdi sırada açıklanan takvimin içeriği kaldı. Evet bluesseverler sabırsızlıkla programı bekliyor.Şimdilik ben de takvimi paylaşacağım.
Gidenler zaten bilirler, gitmeyenlere ise şiddetle öneririm.
Sevgiyle
Taylanca
Gidenler zaten bilirler, gitmeyenlere ise şiddetle öneririm.
Sevgiyle
Taylanca
8 Ekim 2012 Pazartesi
Gittin mi Büyük Gideceksin !
Gittin mi büyük gideceksin !
Ayrılık bile gurur duyacak seninle..
Gittin mi ayakların onun yakınından bile geçmeyecek..
Gölgen bile kalmayacak ardında..
Gittin mi onurunla gideceksin;
“Haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin Aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?
yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış….!
Ayrılık bile gurur duyacak seninle..
Gittin mi ayakların onun yakınından bile geçmeyecek..
Gölgen bile kalmayacak ardında..
Gittin mi onurunla gideceksin;
“Haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin Aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?
yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış….!
20 Eylül 2012 Perşembe
Leonard Cohen geçti İstanbul'dan...
Haylaz Efsane Muzırlıklarıyla Geçti İstanbul'dan...
Bir büyük yaşayan efsane geçti istanbul'dan... Öyle böyle değil 1934 doğumlu, yaşıtlarından çok daha yüksek bir enerjiye sahip bir efsane. 2009'da geldiğinde gidememiş olmamın getirdiği yüksek şiddetli hayıflanmam etkili oldu sanırım yeniden gelmesinde :) ... Bu kez kaçırmam dedim ve yolunu tuttum Ataşehir'deki konser salonunun. Geç kalma tehlikesini yaşamamak için de saat 17.00 gibi ayrıldım iş yerimden ne de olsa köprü geçecektim. Biletim de yoktu ama bulurum diyerek koyuldum yola. İş yerinden sevdiğim bir arkadaşım da bir sevdiği arkadaşıyla birlikte konsere gideceklerdi biletlerini daha önceden almış iki müzik sever olarak. Ben de onlara katıldım konser alanının yakınında bir mekanda bir şeyler yerken yakalayarak. Mekanda bir kaç tanıdık can ile de karşılaşıp hasbıhal ettikten sonra kalkalım artık dedik ve salona yöneldik. Kalabalık artmıştı saat 19.35 civarında. Bilet kuyruğuna girdim biletimi aldım ama bir farkla arkadaşlarımın yanında yer kalmamıştı. Yollarımız işte tam burada ayrıldı.Salona girdim yerimi buldum oturdum. Bilet gişesindeki görevli bilet aldığım kategorideki son üç biletten birini aldığımı söylemişti ama bomboştu çevremdeki koltuklar da dahil olmak üzere ''silver'' kategori. Konserin başlamasına 20 dakika vardı ve salon boştu, beni kandırdığını düşündüm görevlinin. Konser başlama saati geldi hala salona girişler vardı ama hala büyük boşluklar vardı. 20.40 da bir anons yapıldı beş dakika sonra başlayacak diye derken 10 dakika sonra genç efsane Cohen oldukça ''haylaz'' hareketlerle çıktı sahneye ve alkış koptu salondan... Hala gelenler vardı salona...
Konserin ya da ayin mi demeli çok güzel geçeceği çıkışından belliydi Haylaz Efsane Cohen'in... Tam bir saat on dakika ara vermeksizin söyledi üstad zaman zaman da çalarak. İzleyenlerin çişi geldi Cohen'in gelmedi, düşündüm yaşıtları kim bilir kaç kez tuvalete giderdi bu sürede diye. Cohen ara verdi salon boşaldı, herkes bir yerlerde, Cohen çıktı insanlar hala dışarıda ve anlaşılan o ki bir kısım terk etti salonu, boşluklar göze çarpar hale geldi yeniden. Olsun anlamayan gitsindi zaten, saygı duymayanın yeri de yoktu Cohen'in ayininde... Ardı ardına söyledi çok bilindik şarkılarını, eşlik ettik zaman zaman ustaya, usta kalanları kalanlar da ustayı coşturdu derken bis sonrası neredeyse bir konser daha verdi koca çınar Cohen... Net üç saat kaldı sahnede, fazlası vardır eksiği yoktur, ekibiyle birlikte olağanüstü bir ayine tanıklık etmemizi sağladılar. 2009 konserine garip ve kötü bir tembellik haleti ruhiyesiyle gitmeyen ben 2009 Ekim'inde doğduğu yere Montreal'e gidip izlerini görünce Cohen'in hayıflanma düzeyi artmış ve can sıkıntım çoğalmıştı. Tek tesellim kaldığım otelin John Lennon-Yoko Ono çiftinin yatakta yaptıkları meşhur basın toplantısının oteli olmasıydı. Hatta toplantıyı yaptıkları yatak da otelde sokaktan gelip geçenlerin de görebileceği bir alanda sergilenmekteydi. Cohen derken Lennon'a geçtim, ne yapayım John Lennon'ın yeri çok ayrı bende...
Neyse biz dönelim Leonard Cohen konserine ve geç gelenlerle erken gidenler ve bir de sürekli telefonu açık twitter ve facebook yayını yapanlara. Biletler bedava mıydı, geliş amacı sadece ''buradayım'' demek mi? Sormazlar mı adama ''havan kime güzelim?'' diye. Gerçekten izlemeyecek- dinlemeyeceksen niye gelirsin? Madem geldin niye rahatsız edersin telefonunun ışığıyla çevrendekileri? Bırak bari biz rahat rahat ve keyif ile izleyelim-dinleyelim Cohen kardeşimizi. Kardeşimiz diyorum sahneye giriş ve çıkışta yaptığı muzırlıklar nedeniyle. Haylaz bir çocuk edasıyla yaptı muzırlıkları, yakıştı da. Muzırdı ama bir o kadar da saygılıydı ekibine ve izleyicisine.
Şapkası, mikrofonu, ekibi ve izleyicisiyle bir bütündü büyük üstad...
''Bu harika ülkeye barış gelmesini diliyorum.' diyerek ders verircesine bitirdi ayini Haylaz Cohen !!!
Ne iyi ettin de geldin, ne iyi ettim de gittim...
Sevgiyle
Taylanca
Not: Konser alanının adını özellikle kullanmadım. Sponsor adı Fenerbahçe'nin önünde ve hatta tamamen yemiş durumda Fenerbahçe'nin adını, Galatasaray'ın olduğu sanılan stadyumda olduğu gibi. Gönlüm isterki FB Arena, GS Arena diyebilelim ama yasak !!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









