9 Temmuz 2012 Pazartesi

Parkorman ve Guns'n Roses



İlk kez 2005 yılında girmiştim Parkorman'a ve büyülenmiştim. Sevinmiştim bol miktarda ağacının var olmasına, doğal kalmaya çalışan yapısını sevmiştim. 2006 sonlarında gitmiştim ikinci kez. Yine güzeldi, nefes almak güzeldi yine. Derken son bir hafta içinde üç kez gittim, üç farklı konser için üç farklı gün gittim. İlkinde çok hissedemedim ama iki ve üçüncü gidişlerimde birlikte gittiğim arkadaşlarımın da yardımıyla canlandı anılarım. Ne yazık dedim, ne yazık olmuş onca ağaca, nasıl kıydılar diye düşünecek oldum kıyılmadık ne kaldı ki Parkorman'a kıyılmasın. Bakılım daha ne kadar kıyılacak? Yerine ne zaman site ya da iş merkezi yapılacak? Belki de dördüncü köprü için geniş geniş çevre yolları yaparlar.
Tek tesellim öğrencilik yıllarımın genç(!) grubu Guns'n Roses'ı izleme canlı canlı dinleme şansını yakalamış olmam. Hoş Axl Rose biraz büyümüş(!) de olsa hala iyi. Ayrıca genç ve yeni ekibi de eskisini hiç aratmadı doğrusu. Bekleriz bir daha, bir daha gitmek üzere...
Bu arada bir sitem Ugly Kid Joe konserini Cuma öğlen saatlerine koyan organizatörlere, çalışanlar izlemesin diye güzel seçilmiş gün ve saat...
Salı günü Chris de Burgh konseri için Küçükçiftlikte olacağım, bakalım yaşlı kurt ne durumda...
Taylanca
Temmuz 20012

5 Temmuz 2012 Perşembe

Hakan Yavaş ile palyaço okulu

http://www.sabah.com.tr/Cumartesi/2011/07/30/palyacolara-okul

MASA DA MASAYMIŞ HA





MASA DA MASAYMIŞ HA



Adam yaşama sevinci içinde


Masaya anahtarlarını koydu


Bakır kaseye çiçekleri koydu


Sütünü yumurtasını koydu


Pencereden gelen ışığı koydu


Bisiklet sesini çıkrık sesini


Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu


Adam masaya


Aklında olup bitenleri koydu


Ne yapmak istiyordu hayatta


İşte onu koydu


Kimi seviyordu kimi sevmiyordu


Adam masaya onları da koydu


Üç kere üç dokuz ederdi


Adam koydu masaya dokuzu


Pencere yanındaydı gökyüzü yanında


Uzandı masaya sonsuzu koydu


Bir bira içmek istiyordu kaç gündür


Masaya biranın dökülüşünü koydu


Uykusunu koydu uyanıklığını koydu


Tokluğunu açlığını koydu.


Masa da masaymış ha


Bana mısın demedi bu kadar yüke


Bir iki sallandı durdu


Adam ha babam koyuyordu.


EDİP CANSEVER

Sırasıyla: Ece Ayhan, İlhan Berk, Edip Cansever, Ahmet Oktay

Yüreklilik...







Yüreklilik; kendi hatalarına egemen olmaktır...








Onlardan acı çekmektir, ama onların altında ezilmemektir...






Ve yoluna devam etmektir... Yüreklilik hayatı sevmektir...






Ve ölüme dingin bir bakışla bakmaktır...






İdeale koşmak ve gerçeği anlamaktır...






Harekete geçmek ve evrenin çabamıza hangi ödülü ayırdığını veya bir ödül ayırıp






ayırmadığını bilmeden büyük amaçlara kendini adamaktır...






Yüreklilik, gerçeği aramak ve onu söylemektir...






Geçici olarak muzaffer olan,yalanın yasasına boyun eğmemektir..






Ve ruhumuzu, dudağımızı ve ellerimizi, aptal alkışların ve fanatik yuhalamaların yansıması






yapmamaktır...






Jean Jaures

Ben hayatta en çok babamı sevdim...




Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim




Ben hayatta en çok babamı sevdim

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti

Geldi mi de gidici – hep , hep acele işi

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi



Atlastan bakardım nereye gitti

Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,

Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a

Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,

Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, canevim

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can YÜCEL

3 Temmuz 2012 Salı

Edip Cansever'den







Bir Taş Atarsın...
Bir taş atarsın, taş nereye düşerse
Mutlaka bir köşebaşıdır
Çünkü yüreğin daralmıştır ve kıştır
Kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk
İşte bak her kestaneciye sapsarı bir köşebaşı kalmıştır.

Şimdi bir şamandıra denizin yüzünde
Durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır.

İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
Yalnızlık bir başına kalmıştır.

Edip CANSEVER

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Aşık Veysel'den...


                                                                                  




BU ÂLEMİ GÖREN SENSİN






Bu âlemi gören sensin


Yok gözünde perde senin


Haksıza yol veren sensin


Yok mu suçun burda senin






Kâinatı sen yarattın


Her şeyi yoktan var ettin


Beni çıplak dışar attın


Cömertliğin nerde senin
















Evli misin ergen misin


Eşin yoktur bir sen misin


Çarkı sema nur sen misin


Bu balkıyan nur da senin










Kilisede despot keşiş


İsa Allah'ın oğlu demiş


Meryem Ana neyin imiş


Bu işin var bir de senin





Kimden korktun da gizlendin


Çok arandın çok izlendin


Göster yüzün çok nazlandın


Yüzün mahrem ferde senin






Binbir ismin bir cismin var


Oğlun kızın ne hısmın var


Her bir irenkte resmin var


Nerde baksam orda senin








Türlü türlü dillerin var


Ne acaip hallerin var


Ne karanlık yolların var


Sırat köprün nerde senin






Âdemi sürdün bakmadın


Cennette de bırakmadın


Şeytanı niçin yakmadın


Cehennemin var da senin






Veysel neden aklın ermez


Uzun kısa dilin durmaz


Eller tutmaz gözler görmez


Bu acaip sır da senin









Aşık Veysel ŞATIROĞLU